Kuzey Amerika’daki kar fırtınası olumsuz sonuçlara neden oldu

Kuzey Amerika kıtasında geçen hafta boyunca etkili olan kar fırtınası, ABD’de en az 50 kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken ülkenin birçok bölgesinde günlük hayatı etkileyen olumsuzluklar yaşandı.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Kuzey Amerika’daki şiddetli kar fırtınasının iklim değişikliğiyle bağlantısı hakkında açıklamalarda bulundu

İklim değişikliğinin şiddetli kar fırtınasındaki rolüne ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Türkeş, özellikle ABD’nin kuzeydoğusu ve doğu kıyılarının fırtınadan en çok etkilenen bölgeler olduğunu ve halk arasında kış fırtınaları olarak bilinen cephesel alçak basınçların, orta enlem siklonlarının yol açtığı bir tablonun izlendiğini söyledi.

Türkeş, “Tabii bu, ABD’deki her orta enlem siklonunun bir felakete yol açtığı anlamına gelmiyor. Soğuk havanın aşırı bir şekilde hissedildiği kar fırtınası ve tipinin etkili olduğu kış fırtınaları kuşkusuz geçmişte de ABD’de yaşandı. Son 30-40 yıla baktığımız da her birkaç yılda bir bu tür şiddetli kış koşullarının yaşandığını biliyoruz.” diye konuştu.

Bu kadar şiddetli bir fırtınanın oluşması için özel meteorolojik koşulların bir araya gelmesi gerektiğini belirten Türkeş, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesi çok soğuk kutupsal hava kütlesinin Kuzey Amerika’nın kuzeyinden ABD’nin orta ve doğu bölümlerine kadar orta enlem siklonlarla inmesi, bir diğeri ise bu soğuk havanın, körfezden başlayarak ABD’nin doğusunda Kuzey Atlantik’e kadar geniş bir alandaki görece daha sıcak ve nemli hava kütlesi ile karşılaşması. Bu durum etkili kar yağışlarına, kar fırtınalarının meydana gelmesine yol açıyor. Çünkü kuzeyde çok soğuk bir hava var. O da görece nemli bir hava. Bu soğuk havanın Amerika’nın kuzeydoğu ve doğu kıyılarında bu mevsime göre görece sıcak hava kütlesiyle karşılaşması, bu olumsuz koşulları yarattı.”

“Küresel ısınma sıcaklığı, buharlaşmayı ve nem tutma kapasitesini artırıyor”

Bölgedeki olumsuz hava koşullarının birkaç gün daha etkili olmasının beklendiğini kaydeden Prof. Dr. Türkeş, ABD’de yaşanan fırtınanın özel bir durum olduğunu vurgulayarak “İklim değişikliğiyle bağlantısı şöyle; Biliyorsunuz iklim değişikliği, insan kaynaklı küresel ısınma, sadece hava sıcaklıklarının değil, ona koşut olarak buharlaşmanın artması ve ısınan hava kütlelerinin nem tutma kapasitesinin artması, yağışların şiddetinin de artmasına yol açıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkeş, “Bu mevsimde Kuzey Atlantik’te bu kadar sıcak hava koşulları oluşmasaydı, yine bu mevsimde Kuzey Atlantik’te yüksek basınç ABD’nin doğu kıyıları boyunca bu kadar yükseğe çıkmasaydı, Atlantik’in nemli ılıman hava kütlesi Pasifik’ten ABD’nin içlerine sokulan bu soğuk çekirdekli alçak basınçla karşılaşmayacaktı. Dolayısıyla böyle şiddetli bir kış ABD’nin doğu kıyılarında, kuzey doğu bölümlerinde yaşanmayacaktı.” ifadelerini kullandı.

Türkeş, şiddetli hava koşullarına ilişkin gelişmiş bir afet eylem planına sahip olsa da ABD’nin sosyal bir devlet olmaması nedeniyle büyük kentlerde sokaklarda yaşayan binlerce insanın kar fırtınasından olumsuz etkilendiğinin altını çizdi.

“Benzer tablolar önümüzdeki günlerde Batı Avrupa’da görülebilir”

Batı Avrupa’da da ileriki günlerde benzer hava koşullarının yaşanma olasılığının bulunduğunu belirten Murat Türkeş, “Özelikle Atlantik’teki bu yüksek basınç, Grönland ve İzlanda’da yerini yeni bir derin soğuk çekirdekli alçak basınca bırakırsa ki önümüzdeki günlerde bunun olasılığı var; İngiltere, İzlanda, İrlanda, İskandinav ülkeleri ve Batı Avrupa yağışlı ve soğuk koşullardan etkilenebilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel ısınmayla birlikte hava olaylarındaki öngörülebilirliğin kaybolduğuna dikkati çeken Türkeş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her şeyi öngöremeyebiliriz ama iklimin değiştiğini biliyoruz. İklim çok hızlı değişiyor. Küresel yüzey sıcaklıkları hızla artıyor, buharlaşma hızla artıyor. Toprak nemi azalıyor, yağış desenleri değişiyor. Yağış olması durumunda yağışlar daha şiddetli oluyor ama bir yandan da kuraklıklar yaşanabiliyor. Özelikle kış kuraklıkları çok olumsuz sonuçlar yaratıyor. Artık iklim değişti, eski iklimi aramanın hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla daha değişken, daha kararsız yeni bir iklimin olduğu bir dünya bizi bekliyor. Tarımla uğraşanlar, ülkeyi yönetenler, kentleri yönetenler, tarım su birlikleri, enerji ile uğraşanlar artık bu gerçeği bilerek hem iklim değişikliği mücadelesine katkı vermeli hem de doğanın etkilenebilirliğini azaltabilecek önlemler almalı.”