Çin-Avustralya ilişkilerinde yumuşama işaretleri

Çin ve Avustralya arasında, Canberra yönetiminin 2020’de, Kovid-19 salgınının kökenlerinin araştırılmasına yönelik bağımsız soruşturma talebinde bulunmasıyla bozulan ilişkilerin normalleşmesine yönelik adımlar atılıyor.

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong’un bugün başlayan Pekin ziyareti, taraflar arasında son dönemde ticari anlaşmazlıklar, güvenlik sorunları ve savunma ittifaklarından kaynaklanan gerilimlerin hakim olduğu ilişkilerdeki gerilimi düşürme amaçlı girişimler olarak değerlendiriliyor.
Çin’i yöneten Komünist Parti’nin yayın organı Global Times gazetesi de konuya ilişkin haberinde, ziyareti “buzları eritmeye yönelik diplomatik girişim” olarak tanımlarken “Çin, Avustralya’nın önceki hükümetin yaptığı hataları düzeltmeye ve ilişkileri yeniden rayına oturtmaya yönelik tavrını takdir ediyor.” yorumuna yer verdi.

Bu ay diplomatik ilişkilerin kurulmasının 50. yıl dönümünü kutlayan iki ülke, 2014’te Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Canberra ziyaretinde, aralarındaki ilişkiyi “kapsamlı stratejik ortaklık” olarak tanımlamıştı.

Bugün Çin, Avustralya’nın en büyük ikili ticaret ortağı, Avustralya da Çin’in en fazla ithalat yaptığı 5., en fazla ihracat yaptığı 10. ülke konumunda bulunuyor.

İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2021’de 231,2 milyar dolara ulaşırken 2022’nin ilk 9 ayında ise 187,5 milyar dolar oldu. İlk 9 ayda Avustralya Çin’e 118 milyar dolar, Çin ise Avustralya’ya 6,9 milyar dolarlık ihracat yaptı.

Avustralya ve Çin arasındaki ekonomik iş birliği, Pekin’in 1980’lerde dışa açılma yoluyla kalkınma çabasına giriştiği yıllardan itibaren iki ülke açısından da kritik önemde oldu.

Çin, kalkınması ve sanayi altyapısını geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu hammadde ve kaynaklar için coğrafi olarak avantajlı konumdaki Avustralya’ya yöneldi. Çin, Kovid-19 öncesi dönemde Avustralya’nın demir cevheri ve kömür ihracatının yüzde 57’sini tek başına satın alıyordu.

Avustralya da Çin ile kurduğu ekonomik ilişkiler sayesinde 1997’deki Asya Mali Krizi ve 2008’deki Küresel Mali Kriz dünya ekonomisini durgunluğa sürüklediğinde büyüme ivmesini koruyabildi.

Çin ile ekonomik ilişkilerin itici gücü sayesinde Avustralya, 1995-2015 yıllarında emsali olan gelişmiş ekonomilere göre, Japonya’dan 3, Avrupa’dan 2 ve ABD’den 3’te 1 oranda hızlı büyüme katetti.

İki ülke arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması 2015’te yürürlüğe girerken ticaret hacmindeki artış her yıl ivmesini yükseltti.
– Kovid-19 salgının kökenine dair soruşturma talebi

Avustralya ile Çin arasındaki ilişkiler, Canberra yönetiminin 2020’de, ilk vakaların Çin’de görüldüğü Kovid-19 salgınının kökenlerinin araştırılmasına yönelik bağımsız soruşturma yürütülmesi için Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) başvuruda bulunmasının ardından bozulmaya başladı.

Çin, öneriye tepki olarak Avustralya’dan et ithalatını durdurdu ve arpa ithalatında yüzde 80 gümrük tarifesi uygulayacağını bildirdi. Pekin’in ithal ürünlere getirdiği kısıtlamalar da siyasi alandaki gerilimi ticaret boyutuna taşıdı. Söz konusu adımlar, Pekin yönetiminin Avustralya’yı soruşturma girişimi nedeniyle cezalandırma çabası olarak görüldü.

Avustralya, ayrıca iç politikada yabancı etkisini önlemeye yönelik çıkardığı yasa ile bazı Çin yatırımlarına karşı tedbirler aldı, Çinli telekomünikasyon şirketi Huawei’in 5G ağ altyapısı kurmasını yasakladı. Buna karşılık Pekin yönetimi de Avustralya ile tüm rutin temaslarını askıya alırken Avustralya’dan sığır eti, şarap, ıstakoz, arpa ve kereste ithalatına yeni kısıtlamalar getirdi.

– AUKUS ve bölgesel cepheleşmeler

Avustralya, Ekim 2021’de ABD ve İngiltere ile nükleer denizaltı teknolojisi alanında iş birliğini öngören AUKUS anlaşmasını imzaladı.

Çin, Avustralya ile nükleer denizaltı teknolojisini paylaşılmasını öngören anlaşmayı bölgesel barışı ve istikrarı bozacak bir askeri oluşum olarak görürken nükleer silah sahibi olmayan ülkeye teknoloji aktarılmasının nükleer silahların yayılmasına yol açacağı itirazını dile getirdi.

Avustralya, ayrıca ABD, Japonya ve Hindistan’ın dahil olduğu Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) ittifakına katılarak Washington öncülüğündeki bir diğer bölgesel pakta da dahil oldu.

Söz konusu gelişmeler, Çin tarafından Pasifik’te kendisine karşı bir ittifak olarak yorumlandı.

– Pasifik ada ülkeleri üzerinde etki mücadelesi

Öte yandan iki ülke arasındaki gerilim, bölgede jeostratejik rekabeti de artırdı. Çin, Avustralya’nın geleneksel nüfuz alanı olan Pasifik Ada ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesi, Solomon Adaları ile güvenlik alanında yaptığı anlaşma Canberra’nın tepkisini çekti.

Kamuoyuna açıklanmayan anlaşmaya ilişkin sızan bilgilerde, anlaşmanın Çin savaş gemilerinin Solomon Adaları limanlarına demirlemesine, kısa süre beklemesine, lojistik ikmali ve geçiş yapması izin verildiği ileri sürüldü.

Anlaşmanın ayrıca Solomon Adaları hükümetinin sosyal düzeni, insan yaşamını ve mülkiyeti korumak için Çin’den polis, zırhlı polis, askeri personel ve diğer koruyucu ve askeri güç talep edebileceğine dair hükümler içerdiği iddiası, Pekin’in ülkenin iç işlerine müdahalesine olanak sağlayacağı tartışmasına yol açtı.

Canberra’nın yaklaşık 3 bin kilometre kuzeydoğu açığındaki 900’den fazla irili ufaklı adadan oluşan takımada ülkesinin Güney Pasifik’te Avustralya’yı kuşatan bir konumda olması nedeniyle hükümet anlaşmaya dair kaygılarını dile getirdi.

– Askeri gerilimler

Öte yandan, yakın dönemde Çin’e ait bazı savaş uçakları ve gemilerin Avustralya Silahlı Kuvvetleri’ne Pasifik’teki görevleri sırasında tehlikeli müdahalelerde bulunması, gerilimleri askeri boyuta da taşıdı.

Dönemin Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Çin donanmasından bir geminin 17 Şubat’ta, Papua Yeni Gine ile Avustralya arasındaki Arafura Denizi’nde, Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait Boeing P-8A Poseidon tipi keşif uçağına “askeri seviyede” lazer tuttuğunu açıkladı.

Çin gemisini “pervasız ve sorumsuz” hareket etmekle suçlayan Morrison, lazer tutmanın uçağı devre dışı bırakarak uçaktaki tüm mürettebatın hayatını riske atan bir “gözdağı verme eylemi” olduğunu belirterek olayı kınadı.

Çin ise geminin açık denizdeki seyrinin uluslararası hukuka ve uluslararası teamüllere uygun olduğunu ifade ederek Avustralya’yı “dezenformasyon yaymakla” suçladı.

Morrison, ayrıca 26 Mayıs’ta bir Çin savaş jetinin Güney Çin Denizi’nde önleme yapmak üzere Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait bir başka P-8 keşif uçağına yaklaştığı, jetin havaya saçtığı metal parçalarının uçağın motoruna girdiği iddia edildi.

Eski Avustralya Başbakanı Morrison, uçağı ve mürettebatın hayatını tehdit eden tehlikeli manevrayı kınadıklarını” bildirdi.

– Liderler 6 yıl sonra ilk kez görüşü

Ticari anlaşmazlıklar, güvenlik sorunları, savunma ittifakları ve askeri gerilimlerle geçen 3 yılın ardından, Avustralya’da muhalefetteki İşçi Partisi’nin 21 Mayıs’ta federal seçimleri kazanmasının ardından Anthony Albanese liderliğinde kurulan hükümet döneminde de sürmekle birlikte, yeni iktidarın ilişkileri yürütme yaklaşımını değiştireceğine dair işaretler görülüyor.

Başbakan Albanese, Çin Devlet Başkanı Şi ile 15-16 Kasım’da Endonezya’nın Bali Adası’nda düzenlenen G20 Zirvesi’nin marjında görüşme gerçekleştirdi. Görüşme iki ülke liderlerinin 6 yıl sonra ilk buluşması oldu.

Diplomatik çevrelerde, Wong’un ziyaretinin iki ülke liderleri arasındaki mutabakat doğrultusunda ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceğine dair ipuçları vermesi bekleniyor.